KALIPLARDA YAŞAM

Kalıplarda yaşıyoruz hayatı. Her insanın bir bakışı acısı, savunduğu inançları, sevdiği sevmediği şeyler var. Peki, bunlar gerçekten bize mi ait? Ya gerçekten biz aslında biz değilsek. Her birimiz bir ailede dünyaya geldik. Bazı aileler anlayışlı sevecen bazı aileler kızgın kavgacı. Bazılarımız zengin, bazılarımız fakir ailelerde büyüdük. Şanslı olanlarımız ailesince desteklendi. Bahtsız olanlarımız aşağılandı. Sonrasında ne mi oldu peki? Bizler olduk.

Her birimiz farklı özellikte bireyler. Kimi özgüven sahibi, özgün, saygılı; kimi kibirli, kavgacı, ezmeye çalışan bizler. Ailelerimiz bilmedi ya da bilemedi ektiklerini biçeceklerini. Onlar gibi olduk farkında olmadan ya da onlara duyulan öfke ile onlar gibi olanlara karşı saldırgan.  Velhasıl oldu olan bir yerde kodlanmış hayatları yaşamaya, bize biçilen kalıplara uymaya başladık. Sadece aile değil, toplum ve onun değer yargıları da bu sürece dahil oldu biz büyürken.  Bize gösterdi ne doğru ne yanlış. O toplumla özdeşleştik ya da uyamadığımız zamanlarda da başına buyruk damgası yedik. Yani bir şekilde bir şey ile nitelendirildik. Ve bugünkü biz olduk.  Şimdi soruyorum peki aslında biz kimiz? Gerçekten neyi sever neden hoşlanmayız? Yine de vereceğimiz cevap şimdiye kadar bize öğretilenler ile münhasır olacak. Toplum ve aileye yaşadıkça daha birçok etken ekleniyor. Televizyon, sosyal medya, radyo gibi birçok uyarıcı yeni şeyler öğretiyor bizlere ve maalesef çoğu zaman bizim ruhumuz bile duymuyor onlardan etkilenerek hayata o pencerelerden baktığımızdan. Kendi hayatımız gibi yaşayıp bir kere sorgulamadan gideceğiz belki bu dünyadan. Kendi gerçeğimiz sanacağız bize sunulan her şeyi.
Ne güzel olurdu değil mi özümüzdeki biz olarak hayata bakabilsek? Bambaşka bir dünya bekliyor olacak belki bizi. Kötülük bile kol gezemeyecek belki de. İnsanın özünde kötülük yok çünkü. Kötülük zamanla oluşan ve daha çok içgüdüsel bir savunma tekniği olarak ortaya çıkan bir kavram değil mi? Bir çocuk  masumiyetiyle kalsa insan nasıl kötü biri olabilir ki? İnsanlara onca eziyet çektirenlerin çoğu çocukluğunda şiddete maruz kalmış kişiler değil mi? Mesela Hitler babasından kemer ile dayak yiyen bir çocuk olmasa onca katliama sebep olabilir miydi? Tabi ki hayır.

Orijinal bizlere  ulaştığımızda çok daha farklı bir yer olabilir belki bu dünya. Hepimizin içinde bir yerde masum çocukluğumuz bizi bekliyor. Umarım biz de kalıplardaki yaşamlarımızdan çıkıp bu dünyayı daha yaşanılır kılabiliriz.  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: